3-5-2/5-3-2 ile Fenerbahçe Başarılı Olur mu?

Blog’da daha çok sinema ile oyun hakkında yazarım diyordum şu sıralar spor ağırlıklı gidiyorum. Bu yazım da şimdiden ilginç olacak gibi duruyor zira daha önce böyle bir teknik analiz yapmamıştım. Fenerbahçe bu sene Pereira’nın aldığı radikal bir kararla 3-5-2 sistemiyle oynayacak. Daha önceleri benim Football Manager ya da FIFA oynarken uygulamaktan 3’lü savunma olduğu için korktuğum sistem olan 3-5-2’yi Pereira’nın kararından sonra iyice incelemeye karar verdim. Gerek Football Manager’da taktiksel olarak, gerek de FIFA’da oynanış bakımından biraz deneyimledim. Şunu söyleyebilirim ki; Fenerbahçe gibi fıtratında atak futbolu olan bir takım için 3-5-2 gerçekten biçilmiş bir kaftan. Tabii büyük bir “AMA!” diyip devam etmek gerekiyor.

Öncelikle şunu söyleyeyim, artık günümüzde taktiklerin sabit bir çizgileri yok. Belli başlı ana sistemler (3-5-2, 4-4-2 gibi) içerisinde bolca varyasyon bulunuyor. Bu varyasyonlar da modern futbolda ara sayılarla belirtiliyor. Yani eskiden oyuncunun kendi bölgesindeki konumu ne olursa olsun üç kademeye bölünürdü; defans, orta saha ve forvet. Şimdi ise ara bölgeler var; defans önü (ön libero), forvet arkası bölgeler gibi. Bu da taktik dizilimizi örnek olarak 3-2-3-2, 4-2-3-1 gibi fazladan sayılmasına sebep oluyor. Hızlandırılmış mini taktiği geçtiysek Fenerbahçe’nin oynadığı sisteme geçelim.

Sistem aslında 5-3-2’ye daha yakın ancak oyun planı olarak 3-5-2’nin oyun planına sahip. Şöyle ki temelde amaç 3 merkezi defans oyuncusu, 2 ofansif bek, 3 orta saha oyuncusu ve 2 forvetten oluşuyor. Lig TV ya da NTV Spor’un görsel temalarına sahip olmadığım için anlatmak istediğim taktiği beyaz tahtaya yazarak göstermeye çalıştım 🙂 Football Manager’da gösterecektim ancak yeni transferler olmadığı için editörden ayarlamaya üşendim.

IMG_2656

Yukarda gördüğünüz taktikte 3-5-2 ile 5-3-2 arasında gidip gelen sistem neden güzel ama nelere dikkat edilmesi gerekiyor, Fenerbahçe’nin güncel kadrosuyla birlikte anlatmaya çalışayım. Fenerbahçe, daha önce 4-2-3-1 ile oynuyordu. Bu taktiğin bir kere ne olursa olsun en kötü tarafı tek forvet olması. Tek forvet demek, forvetin üzerine fazla yük binmesi, ya da diğer bir değişle forvet oyuncusunun ekstra özelliklere sahip olması anlamına geliyor. Zira eğer Fernandao gibi pivot forvete sahipseniz ondan forvet arkası bölüme gelip oyuna katkı sağlamasını beklemek biraz saçma olur. Onu sürekli toplarla besleyip (ara top olur, ortalar olur) ceza sahası içinde şut şansı yaratmak gerek. Bu da orta saha oyuncularına görevi bindiriyor ki eğer Alex gibi bir 10 numara özelliklerine sahip oyuncunuz yoksa işiniz epey zorlaşıyor. Türk futbolunda anadolu takımlarının defansif oynadıklarını düşünürsek tek forvet çoklu defansın arasında kayboluyor, bir şey yapamadığı için arada top almak için geriye geliyor, bu da ofans bölgesini boşaltıyor. Böylece oyun rakibin ceza sahası önü ile orta saha arasında sıkışıyor. Kenarlardan ortalar denendiğinde ise tek forvetimiz 4’lü 5’li savunma arasında kayboluyor. Mantıken 5 defans 1 kendi oyuncumuz arasında oran olarak da vurma şansı epey az oluyor. Eh Diego gibi bir orta sahanız varsa zaten ondan ceza sahası içinde 1.90’lık defansın yanında kafa vurmasını bekleyemezsiniz.

Neden bir Alex değil?

Peki bir küçük not çakayım “neden şimdi Alex dedin, bi açıkla” diyenlere. Alex; ayağında top tutan, yüzde 90’ın üzerinde (ara ve uzun paslar dahil) pas isabet oranı bulunan, zekasıyla defansın kör noktasına topu atabilen, gerektiğinde bolca kafa atan, forvet kadar iyi gol vuruşuna sahip ve aynı zamanda çoğu maçta 2 kişi tarafından marke edildiğinden çevresindeki takım arkadaşlarını boşa çıkarabilen bir oyuncu. Bu ne demek? Örnek olarak Pierre Van Hooijdonk’un bir pozisyonunu kısaca hatırlatayım. Hangi maçtaydı hatırlamıyorum ama Serhat’ın kullandığı bir köşe vuruşunda Van Hooijdonk, topun düşeceği bölgeden ters tarafa doğru koşuyor, ensesindeki 2 savunma oyuncusunu da beraberinde pozisyondan çıkartıyordu. Boşalan bölgede de yanlış hatırlamıyorsam Luciano rahatça kafayı vurup golü atıyordu. Marke edilen, hatta zaman zaman 2 kişi tarafından marke edilen futbolcu eğer akıllıysa sizin için altın değerinde.

Neyse sisteme gelelim. 3-5-2, arkada 3 defans oyuncusu bıraktığı için bir kere kontra atak şansını rakip için zora sokuyor. İki ofansif kanatla sürekli orta deneme şansı oluyor, orta sahayı kalabalık tuttuğu için rakibin bir yere yoğunlaşmasını engelleyip açık durmasını sağlıyor ki yaratıcı bir oyuncunuz varsa orta alanda kendine bir koridor bulabilir. Son olarak da 2 forvet bıraktığı için biri geriye gelse bile birini mutlaka ilerde bırakmış oluyor. Savunma yapılan zamanlarda ise kanat oyuncuları sayesinde 5’li savunma hatta orta sahadan birinin de gelmesiyle 6’ya dönebiliyor. Muhtemelen 6’ya dönmeyip; 3’lü defans ve bir orta saha geriye gelip merkezde dörtlüye dönecek, kenardaki ikili beklere doğru açılacak. Bek oynayan oyuncular ise birazcık daha ilerde duracak. Böylece koşup çıkmak yerine kapılan topta merkez defans, ileri beke oynayacak, bek de orta saha ile paslaşmaya girip topu hem hızlıca kendi bölgesinden çıkarmış olacak hem de bek daha kısa koşu mesafesine sahip olacağından topu ileri daha rahat taşıyabilecek.

Oyunu okuması biraz zayıf gibi dursa da bu sistemi seçmesi büyük cesaret.
Oyunu okuması biraz zayıf gibi dursa da bu sistemi seçmesi büyük cesaret.

Karışık oldu sanırım ama şöyle özetlemeye çalışayım; defans yaparken 4’lü savunmada sağ bek ceza sahası paralelinde neredeyse aut çizgisine yakın yerde durur, merkez defans topu çaldıktan sonra orta sahaya verir, o da taç çizgisine doğru yollar. Bu noktada aut çizgisine yakın olan bek koşarak ceza sahası paralelini geçer orta sahadan gelen topla buluşur ve ya ileri koşmaya çalışır ya da yine orta sahaya iletir, çünkü yorgun olduğundan çok ileri çıkamaz. Bu sistemde ise bekleri pek aut çizgisine yakın yerde göreceğimizi düşünmüyorum. Aksine, ceza sahasının ucundan da ileride, taç çizgisi civarında olacaklar. Böylece top geldiğinde topu enerjik bir şekilde daha ileriye taşıyabilecekler ki bu da rakip için kontra atak şansı demek.

Sistemin en önemli kısmı oyuncu seçimi. 4-4-2’de bazı oyuncuların sıfatsızlıkları sistem tarafından egale edilebilir. Ama 3-5-2’de çok kilit noktalar var, bunlar sağlanmazsa sistem başarısız olmaya son sürat gidebilir. Öncelikle defans oyuncularından başlayalım. Üçlü merkez defans oynanacağı zaman bu kişilerin çok iyi savunma oyuncuları olması gerekir. Hata oranı düşük, iyi marke edebilen, pozisyonu sezen, top çalan ve pas atabilen oyuncular karışık olmalı (bir adamda tüm özelliklerin olmasına gerek yok). Fenerbahçe bu sene oraya iyi transfer yaptı; Skrtel, Neustadter ve Kjaer gerçekten bu sistem için biçilmiş üçlü defans. Ancak yedek yok! Biri cezası olsa, sakat olsa yerine geçecek oyuncunun hata yapma lüksü çok fazla.

Bekler mühim

İki bek bu sistemin en en en önemli parçası. Eğer savunma yönü ağırlıklı bekler ile oynarsanız sistem sizi atak oyunundan çok savunma oynamanıza sebep olacaktır. Bu iki kanat oyuncusunda olması gereken üç özellik; ofans tarafının ağırlıklı olması, iyi ortalar yapması, bol bol koşması ve enerjik olması. Gregory Van Der Wiel da 3-5-2’nin en iyi oyuncularından. Emin olun, Gökhan Gönül’den çok çok daha iyi bir oyuncu bu sistem için. Çünkü Gökhan, 4-4-2’nin adamı. Atağa da çıkabilen çok iyi bir savunma beki. Ters kademesi, rakibi savunması, hamleleri çok başarılı. Ama ofansta sadece çok fazla yer aldığı için bir şey yapıyormuş gibi gözüken bir oyuncu. Çok iyi ortalar yapmayan, genellikle çizgiye inip oradan orta yapan ki bu sırada rakip savunma da yerleşmiş oluyor, ve şut özelliği pek de iyi olmayan biri.

Sol tarafta ise şu an elde Hasan Ali Kaldırım ile İsmail Köybaşı var. Söylemiştim ya ofansif olması lazım diye. Şimdi doğruya doğru, Hasan Ali Kaldırım’ın çok iyi bir savunma oyuncusu olduğunu söyleyemem. Ofansta ise Gökhan Gönül’den bir tık üstün. Koşmayı seviyor, mücadele ediyor, ortaları deniyor. Çok iyi orta yapmasa da deniyor. Caner mesela bu pozisyon için süper bir adaydı çünkü o da defansı çok da sevmeyen biri. Ancak Caner’in de ortalarını pek sevdiğimi söyleyemeyeceğim. Bir de bu sistem tam bir sistem takımı olmayı gerektiriyor. Caner tam bir saatli bomba, sürekli takımı eksik bırakma riski var, ya da gördüğü sarı kartla oyun temposu bir tık düşüyor. İsmail Köybaşı’nı çok izlediğimi söyleyemem ama ofansta iyi olduğu söyleniyor. Dediğim gibi koşsun, sürekli orta yapsın ve mümkünse iyi ortalar yapsın yeter. Zaten savunmaya çok işleri düşmeyecek ama bir iki ters kademe zaten yeterli olur. Volkan Şen’in de, Stoch’un da ben bu pozisyonda çok oynayacağını düşünüyorum.

Salih beklenen patlamayı bu sene gerçekleştirecek gibi.
Salih beklenen patlamayı bu sene gerçekleştirecek gibi.

Gelelim orta saha oyuncularına. Şimdi Fenerbahçe’nin elinde kimler var; Ozan, Mehmet Topal, Salih Uçan, Josef De Souza ve Alper Potuk. Belki arada Stoch da ileri bölge için kullanılır ama onu saymıyorum şimdilik. 3 oyuncu seçimi için 5 oyuncu bulunması bence yine bir tık az. Buraya transfer yapılması gerek ama yedek bekleyecek biri mi yoksa sürekli oynayacak biri mi transfer etmek lazım orası biraz karışık. Çünkü oyuncu kadrosuna bakında gelişmesini istediğin Ozan ve Salih var, veteran Topal var ve artık 11’de rahat oynayacak olan Alper var. Josef de zaten bu sistemde çatır çatır oynayabilecek biri. E bir de verdiğin milyonlara yazık olur yedek bekletirsen. Eğer Hakim Ziyech transfer edilirse bu sistemde iş yapar ancak muhtemel Salih’i, ara ara da Ozan’ı yedek bırakır. Açıkçası ilk Monaco maçında Ozan ve Josef, önlerinde de Salih oynadı. Hani transfer edilecek bi 10 numaradan ve veteran Topal’dan eksik çıkıldı, ona rağmen muhteşem bir orta saha vardı bence. Neyse lafı fazla uzatmayayım. Bu orta sahada bir oyuncunun ofansif özelliklerini çok iyi olması, mümkünse adam çalımlayabilmesi ve en önemlisi çok iyi paslar atıyor olması lazım. Efendim? Evet Salih Uçan olması lazım bu sistemin bu pozisyonunda. Geri orta saha ise tam bir savaşçı ve pasör orta saha olması lazım. Top kapma özellikleri de varsa zaten tadından yenmez. Mümkün olduğunca isabetli pas yüzdesi çok yüksek olsun yeter. İsabetsiz paslar çünkü bekleri hızlı oyundan düşürür, boş koşular sebebiyle.

Robin van Persie

Ve forvetler. Ben Van Persie ile Emenike’yi tek geçerim. En azından yeni Emenike’yi diyeyim. Sezon başından beri tabiri caizse deli gibi çalışıyor. Hem şut hem kas çalışıyor. Gücünü de ilk maçta gösterdi zaten. Son vuruşu da artarsa mükemmel olur. Van Persie’ye ise ayrı bir konuşma açmak lazım. Eğer kendini takıma ait hisseder ve başarılı olmayı isterse paşamız, gerçekten bu sistemde yeniden parlar gider. Bizim de en önemli oyuncumuz haline gelir. Neden? Çünkü iyi kafa vurabiliyor, iyi şut çekiyor, iyi pas alışverişine giriyor, biraz tehlikeli olursa zaten bazen 1 bazen de 2 oyuncu tarafından kesin marke edilir (bkz. Van Hooijdonk etkisi). Bu özellikleri uzar da gider. Tek forvetli ve az süre almasına rağmen 22 gol atan bir adamdan bahsediyoruz. Bu pozisyonda 30’un üzerine çıkar. En azından ligde düzenli oynarsa 20 golün üzerine çıkar. Ve dahası, Emenike de 20 gol civarı atabilir. Ersun Yanal’lı Sow-Emenike-Kuyt üçlüsü gibi bir etki yapıp bol gol atabilirler ve hatta Fernandao da arada Webo etkisi yapabilir. Ama üstüne basa basa söylüyorum, bu sistemin mükemmel şekilde ilerlemesi için Van Persie’nin kendi gibi oynaması şart. Yoksa Emenike ve Fernandao ikilisiyle bu sistem yürümez. Fernandao bu sistemin şu an için el freni resmen. Van Persie oynamayacaksa da yukarda belirttiğim özelliklerde, Fernandao’dan daha çok koşabilecek bir adam almak lazım.

Persie'nin bu sistemde önemi büyük.
Persie’nin bu sistemde önemi büyük.

Kadroya baktığımda sakatlık olmazsa ilk 11 şu an için bile rahat çıkar. Tam olarak bu sisteme uygun ilk 11’i var Fenerbahçe’nin. Gerçekten iş yapabilecek, bol gol atılacak ve bol asist yapan oyuncular olacak. Yıldızları parlayacak birkaç oyuncunun. Fakat, yedek bakımından şu an bir hayli zayıfız. Savunmamızın yedeği çok çok zayıf. Gençlerin önü açılsın tamam ama o zaman Hakan Çinemre olsun, Caner olsun bunların sürekli ekstra antreman yapıp Kjaer, Skrtel gibi abilerinden özel ders almaları gerekiyor. Forvette de yine transfer yapılmayıp ucuza kaçılacaksa yine Van Persie’nin “iyi gününde” olduğunu düşünerek Semih Ergül’ün Persie tarafından özel olarak yetiştirilmesi ve çocuğun her gün ekstra antreman yapması gerekiyor. Sağ ve sol bekler/kanatlarda sıkıntı yok; Hasan Ali yoksa İsmail, Van der Wiel yoksa Şener var. Bu ikisi bile yoksa at sağa Alper’i, at sola Volkan’ı, çatır çatır oynarlar.

Aslında yazı daha da uzardı ama buraya iyice uzayacağı için biraz kesmeye çalıştım. En hızlı videoyla anlatılırdı herhalde, ya da şöyle 40-60 dk konuşabileceğim bi TV programında sistem rahat anlatılır da yazıyla olunca biraz zorlanıyor insan. Buraya kadar okuduysanız helal olsun valla. Teşekkür ederim.

Sonuç olarak sakat ve cezalı yoğun olmazsa, Van Persie düzelirse ben bu sistemin Fenerbahçe’yi uçuracağını düşünüyorum. Muhtemelen kapalı savunma oynayan anadolu takımlarına karşı bol gollü maçlar olmaz ama en azından kilitlerini açacak fırsat buluruz. Monaco gibi bize karşı savunmaya kapanmayan takımlara karşı ise her zaman bir fırsatımız olur bu sistemle. Tabii herkesi çatır çatır yeneriz demiyorum, sisteme karşı iyi oyuncuları olan takımlardan bol gol de yiyebiliriz, bizi bir hapsettiler mi çıkmamız zorlaşır. Ama böyle maçlar olur arada önemli değil. Uzun vadede başarılı bir sistem kesinlikle.

Site Footer